FETVAMIZ

                                                                     FETVAMIZ


İhtiyaçevim ev sahibi olmak isteyen müşterilerine iki yöntem sunmaktadır.
1. İhtiyaçevim, müşterinin istediğişartları taşıyan ürünü satın alır ve müşteriye satar. Bu alışverişin sureti şu şekildedir; öncelikle müşteri, İhtiyaçevime almak istediği ürünün parasının bir bölümünü peşin olarak verir ve İhtiyaçevim daha sonra istenilen ürünü müşteriye temin ederek satar. Eğer müşteri ürünü kabz ederse alışveriş akdi gerçekleşmiş olur. Yukarıda zikredilen, müşteri tarafından İhtiyaçevime ödenen peşinat ivaz şartıyla yapılan hibe hükmünü alır.
Not: Bu şekil; eğer ürün taksitli ve kura (çekiliş) suretiyle satılacaksa uygulanır
2. İhtiyaçevim müşteriye istediği özelliklerde ürün temin etme yöntemini kullanır Bu yöntemde İhtiyaçevim ile müşteri arasında alışveriş gerçekleşmez. İhtiyaçevim müşterisine, istediği şartlarda satın alabileceği ürünü temin etmek üzere yetkilendirilir. Müşteri İhtiyaçevim aracılığıyla ürünü sahibinden satın alır. İhtiyaçevim burada komisyoncudur (simsar, dellal). Yaptığı hizmet karşılığında simsarlık ücretini( İştirak bedeli) hak eder. Bu ücretin alınması da caizdir. Bu durumda İhtiyaçevimin müşterinin vekili olması hasebiyle, müşterinin İhtiyaçevime yaptığı ön ödemeler müvekkilin vekile aktardığı emanet para kabilinden olur.
Not 2:Bu şekilde eğer ürün kura (çekiliş) şekliyle değil de hemen temin edilecekse uygulanır.
1 Hâşiyetü İbn Âbidîn’de (4/ 516) Kişi, fırıncıya para verse ve “senden yüz adet ekmek satın aldım” dese ve her gün beş ekmek almaya başlarsa satılan ürünün hazır olmamasının meçhuliyete sebep olması nedeniyle alışveriş fasittir. Yediği mekruhtur. Ancak kişi parayı verse “senden satın aldım” demeden her gün beş ekmek alırsa caizdir. Yediği de helaldir. Burada akit parayı vermesiyle değil ekmeğin alınmasıyla yani TEÂTİ ile gerçekleşir. Satılan ürünün ve parasının belli olması nedeniyle de alışveriş sahihtir. Para da belli olması lazım, yoksa caiz olmaz. . Zikredilen muameleyi ivaz şartıyla yapılan hibe türünden kabul etmekte mümkündür. diye bağlıyor İMAM İBNİ ABİDİN….
Not: İhtiyaçevim , “Hâşiyetu İbn Âbidîn”de anlatılan muamelede satın alınacak olan ekmeğin üretilmeden önce müşteri tarafından satıcıya para verilmesi, ekmeğin olmaması (madum olması) ve ekmek üretilerek teslim edildiğinde akdin ivaz şartıyla yapılan hibe olarak kabul edilmesi hususlarını dikkate alarak uyguladığı yöntemde evin satışı gerçekleşmeden önce müşteri tarafından paranın bir bölümünün ödenmiş olması ve evin tesliminde akdin ivaz şartıyla hibe olması hususlarında tam benzerlik esas alınmıştır.
2 Hâşiyetu İbn Âbidîn, c.6 s.63: Muhammed b. Seleme’ye komisyoncunun (simsarın) ücretinin hükmü soruldu. Şöyle cevap verdi; “asıl itibariyle fasit olsa da insanların çokça teamülde bulunmaları nedeniyle zikredilenücrette sakınca olmadığını umuyorum.” Görüldüğü üzere İhtiyaçevimin yaptığı ve yapacağı faaliyetlerin tüm ihtimallerinde, müşteri, ribâya düşme olasılığından uzaktır. İhtiyaçevimin benzer faaliyetleri yürüten diğer organizasyonlardan farkı İhtiyaçevim benzer faaliyetleri yürüten diğer organizasyonlardan farklı olarak karz (borç) yönteminin yerine beyi’ (satış) yöntemini seçmiştir. Çünkü diğer organizasyonların “altın günü” adı altında müşterilerden dilim dilim toplanan paranın toplu bir şekilde aralarından bir müşteriye karz-i hasen yoluyla borç verilmesi süretiyle yapılmaktadır. Lakin bu borcu tahsil ederken organizasyon parası adı altında fazladan para geri alınmaktadır. Bu da “karzun cerra nef’an” (borç verene fayda sağlayan borç) kaidesi gereğince faize düşme tehlikesi söz konusudur. Bu nedenle İhtiyaçevim olarak biz bu yönteme başvurmayarak aşağıda belirteceğimiz şekilde beyi’, veya simsarlık yöntemlerini tercih etmiş bulunmaktayız.


YÖNTEMLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ


İhtiyaçevim tarafından iki yöntem uygulanmaktadır.
1. Kuralı(Çekilişli) Tasarruf Yöntemi: Müşteri bir tasarruf programına dâhil olur. Teslim tarihi, noter huzurunda, müşterilerin şahit olabileceği şekilde gerçekleştirilen kurayla(çekilişle) belirlenir.
2. Serbest Planlı Tasarruf Yöntemi: Müşteri en başta ödemelerini, teslim sonrası ödemelerini, teslim tarihini ve peşinatını belirler. Sözleşmede belirtilen tarihte teslim yapılır.


UYGULAMALARDA FAİZ DURUMU


Yöntemlerde faizli bir muamele var mıdır?
İhtiyaçevim’in uyguladığı iki yöntemde de hiçbir şekilde faiz uygulaması yoktur. Faize düşme ihtimali bulunan uygulamalardan bile ihtiyatla kaçınılmıştır.


KAPALILIK\MEÇHULİYET\ĞARER CEHALET


Yöntemlerde müşteri açısından kapalılık\ meçhuliyet var mıdır?
Uygulanan bey’, istisna’ ve simsarlık akitlerinin nasıl işlediği önceden umuma açık, gizlilikten uzak ve ulaşılabilir çeşitli yollarla ilan edildiği için herhangi bir kapalılık yoktur. Her akit ve öncesinde müşteri temsilcilerinin sözlü olarak anlatımı sonrasında müşterinin rıza Türkçe’deki yaygın karşılığı “faiz” olan ribâ kelimesi Fıkıh literatüründe “borç verilen bir parayı veya malı belli bir süre sonunda belirli bir fazlalıkla, yahut borç ilişkisinden doğan ve süresinde ödenmeyen bir alacağa ek vade tanıyıp bu süreye karşılık onu fazlalıkla geri almanın veya bu şekilde alınan fazlalığın adıdır.” (D.i.a.) Karz, piyasada emsali bulunan (mislî) bir malın emsali daha sonra iade edilmek üzere başkasına verilmesidir. (D.i.a.) beyanı sonucu imza ettiği sözleşme, fıkhen bir akdi butlana (kesin iptal) uğratacak aldatma olmadığının bariz göstergesidir.


RIZA BEYANI VE CAYMA SERBESTLİĞİ


Uygulamada müşteri rızası alınmakta ve cayma hakkı verilmekte midir?
Yürütülen organizasyonun her aşamasında ve bu organizasyonun başında ki hizmet akdinde müşteri rızası olmadan herhangi bir uygulama yapılmamaktadır. Uygulama müşteri denetimine açık olduğu gibi uygulamadan müşterinin yolları da devamlı surette açık tutulmaktadır. Hem rıza hem de belli bir zamana kadar cayma serbestliği sahih bir akitte olması gereken unsurlar olduğu için yöntem bu yönüyle de kusursuz görünmektedir. Bununla beraber müşteri, İhtiyaçevim ile yaptığı akit esnasında planlanan taksit ödemelerinin gecikmesi veya yapılmaması durumunda fakirlere verilmek üzere oluşturulan havuza sadaka olarak belli bir miktar ödemeyi taahhüt ederse yerine getirmesi gerekli olur.
Bu uygulama maliki mezhebine göre caizdir ve müşterinin bunu taahhüt etmesi durumunda yerine getirmesi zorunludur. Şayet müşteri sıralamaya girerek taksitlerden bazısını ödedikten sonra alışveriş tamamlanmadan vazgeçerse yaptığı ön ödemeler kendisine geri verilir. Ancak İhtiyaçevimle yapılan akitte, müşteri, kurumu meşgul etmesi, başka müşterinin sıralamaya girmesini engellemesi ve vergi gibi masraflara sebep olması nedeniyle geri çekilmesi durumunda oluşabilecek mali yükümlülükleri karşılamayı vadeder. Bu uygulama Hanefi mezhebine göre kişinin akitle ilgili akdin dışında ta’likli(şartlı) bir şekilde taahhütte, mesela:söz hacca gideceğim değil de ‘SEN ŞAYET EVE GİRERSEN BEN HACCA GİDERİM’ dese hacca gitmesi gerekir..
5 Fetevâ ibn Aliş (1/258): Kişi alacaklı olduğu kişiye falan vakte kadar hakkını ödememesi halinde alacağına ek olarak bu kadar daha almayı şart koşarsa bu durumun borç olup olmaması veya muayyen bir şey ile menfaat olması arasında fark olmadan faiz olması nedeniyle batıl olmasında ihtilaf yoktur. Ancak falan vakte kadar hakkını ödememesi durumunda falan kişiye veya sadaka olarak miskinlere bu miktarda ödeme yapmasını şart koşarsa İbn Dinar’a göre sahihtir. Eş-şerhu’l-kebir li-şeyh ed-derdir (3/ 66): Satıcının müşteriye köleyi azat etmesi şartıyla satması akdin gereğine aykırı olsa da caizdir. Sadaka verme veya hibe etme şartını koşmakta böyledir. Satıcı “kesinlikle azat etmen şartıyla sana satıyorum” diyerek satar ve müşteri de bu şartı kabul ederse satın aldığı köleyi azat etmek zorundadır.
bulunması durumunda taahhüdün sahih, bağlayıcı ve yerine getirilmesinin zorunlu olması ilkesine dayanıyor.


AKİTTE ADALET


İhtiyaçevim uyguladığı yöntemlerde müşteriler arası adalet gözetir mi?
İhtiyaçevim, yürütülen organizasyona müdahale etmez. Sadece sınırlı durumlarda (organizasyonu etkileyecek boyutta müşteriden kaynaklı caymalar vs.) uygulamanın devamı adına kendi kaynaklarıyla tüzel kişilik olarak dâhil olabilir. Bu durum müşteriler adına adaletin sağlanması ve yöntem uygulama aksaklıklarına meydan vermemek için gereklidir.
Toplanan ödemeler İhtiyaçevim lehine değerlendirilir mi?
Uygulanan iki yöntemden kaynaklı toplanan iştirak bedeli haricindeki finansman, finansmanın bankada faizsiz bulundurulması esnasında bankanın yararlandığı promosyon türünden para vs. hiçbir suretle İhtiyaçevim ve ilgili şahıslar lehine kullanılamaz. Caiz değildir.
İhtiyaçevim toplanan finansmanı “emanet” mi görmektedir?
İhtiyaçevim ve müşteriler arasında yapılan mevcut akitler “vedia akdi” olarak değerlendirilemez. Müşteri ödemelerini İhtiyaçevim’e koruması için değil, satın aldığı ürünün bedeli veya ivaz şartıyla hibe olarak vermektedir. Bu esnada İhtiyaçevim hesabında tutuluyor olmasından kaynaklı müşteriden ayrıca bir ücret talep etmemekte, başta yapılan hizmet akdinin gereğini yerine getirmektedir.
İhtiyaçevim hesaplarında biriken finansmanın hükmü nedir?
İhtiyaçevim “X hesabı” olarak nitelendirdiği, sadece müşterilerinin parasından oluşan hesabı yalnızca müşterilerinin teslimatında kullanır. Oluşan meblağ, organizasyonların teslimat aşamasında ana grup olarak nitelendirebileceğimiz müşterilerin tamamı için genel kullanıma açıktır. Bu durum müşteriye akit esnasında hem sözlü hem de sözleşme metni şeklinde yazılı olarak ifade edilmek zorundadır.


TESLİMATIN YAPILIŞ ŞEKLİ


Ödemeler elden mi yapılmaktadır, uygulanan ödeme yöntemi caiz midir?
Her iki yöntem sonucunda fıkhen akdin sonlanması olarak ifade edebileceğimiz ödeme (Ödemesini alıp taksitlere devam etmesi bu yönüyle akdin vazgeçilebilir olmasıyla alakalı bir durumdur.) uygulanan yönteme göre müşteri tarafından İhtiyaçevime veya müşteri tarafından satıcıya yapılır.
6 El-durru'l-muhtar (5/ 277): Müşterinin, akitten sonra olsa bile satıcıya vadettiği hususa uyması gereklidir. Çünkü vaatler insanların ihtiyaçları nedeniyle gerekli olur. Akit dışında vaatte bulunma hususu da sahihtir. Ödemesi yapılan konut, arsa veya araç gibi metalar gibi diğer müşteriler adına ipotek konulur. Bu durum yapılan akdin fesada uğramadığının da göstergesidir. Bu yönüyle akit –ivaz şartlı hibe veya simsarlık akdi ile ürün sahibi olma olur. Hadiste belirtilen “az borç verip çok almanın faiz olması” durumu finansmanın doğrudan gayr-i menkul veya araç satışında kullanıldığı için uygulanan yöntemlerle yan yana getirilemez. Bu yönüyle ödeme usulü belirtilen esaslara göre yapıldığı sürece caiz görülmektedir.


KURA (ÇEKİLİŞ)


Kuranın ( Çekilişin) dinen mahsuru var mıdır?
Kuranın ( Çekilişin) dinen mahsuru yoktur. Kura , İhtiyaçevim’in lehine veya aleyhine hiçbir farklılık oluşturmamaktadır. İhtiyaçevim bu uygulamayı adlarına organizasyon yaptığı müşterileri arasında herhangi bir anlaşmazlık ve niza söz konusu olmaması adına yürütür. Güvenilir bir kâtip olarak kabul edeceğimiz bir noter huzurunda muğlaklığı giderilmesi ve belirginliğin sağlanması için kura genele açık bir mekânda ve sonradan da bilgisine ulaşılabilir bir şekilde icra edilir. Elbette her uygulamada olduğu gibi bu uygulamada da müşteri rızası alınmaktadır.


FİNANSMAN TAZMİNİ


İhtiyaçevim meydana gelebilecek durumlarda tazmin etme hakkını üzerinde görmekte midir?
İhtiyaçevimin, organizasyonla alakalı hizmet akdinin feshi durumunda oluşan mağduriyete göre müşterisinden aldığı iştirak bedeli üzerinden kendine dönük, belirlenmiş, akit esnasında müşteriye açıkça söylenmiş ve müşterinin rızası alınarak tespit edilmiş bir oranda tazmin hakkına sahip olmasında bir mahzur yoktur. Burada müşteriye “zulüm olmaması” esasına göre bir oranın belirlenmesine dikkat edilir. İhtiyaçevim hesaplarında vedia niteliğindeki kısa süreli finansmanın zayi olma durumunda – ki bu durum İhtiyaçevimin devamlı teslimat yapması hatta erken teslimat yapmasından kaynaklı mümkün gözükmemektedir- tazminle yükümlüdür. İhtiyaçevimin ticari faaliyet esnasındaki tek maddi kazancı, müşteriyle arasında cereyan eden hizmet akdinin gereği iştirak bedeli ile sınırlandırılmıştır ve bu da zaten genel olarak verilen paranın içerisinde olup hibe bi ived akdi altına girmektedir Aynı alanda faaliyet gösteren firmaların altın günü benzerliği üzerinden kendilerini tanımlaması İhtiyaçevim prensipleri ve vizyonu açısından uygun bir benzetme değildir. Altın günü modelinde taraflardan biri olunması zorunluluğu vardır. İhtiyaçevim uyguladığı yöntemlerden hiçbirinde (ayrılan müşteri ve tasarruf programlarının tam olarak dolmaması gibi yöntem işleyişinin devamını sağlama durumları hariç) tüzel kişilik olarak yer almaz. Sadece organizatör rolündedir. Bu organizasyon, akde konu yapılan müşteriye sunulan hizmettir.

Yapılan ticari işlemi geçersiz kılacak aşırı belirsizlik İhtiyaçevim yöntemlerinde yer almaz. Uygulanan her iki akitte de alınan hizmet veya borç, hibe edilen değer, bedeli, vadesi ve türü anlaşmazlığa yol açmayacak derecede net bir şekilde bilinmektedir. Bu bilgi akdin başından sonuna dek müşteriye açık bir şekilde ifade edilmekte, bilgi alma kanalları (telefon, yüz yüze görüşme, internet, broşür vs.) devamlı surette açık bırakılmaktadır.


TERİMLER SÖZLÜĞÜ


İSTİSNA’: Sipariş akdi. Bir şeyi yapmak üzere –malzeme ustadan- sanat ehli ile sözleşme yapmaktır. Sipariş verene “müstasni”, yapana “sani’”, yapılan şeye de “masnu” denir. Kumaşı terziden olmak üzere elbise diktirmek bu kabil bir sözleşmedir. İmam Ebu Yusuf’a göre, ısmarlanan şey tarife uygun yapılmışsa, müşteri onu almazlık edemez. Mecelle de bu doğrultuda düzenlenmiştir. Aslında bu akit bir tür olmayan malın (madum) satışı demektir ve ilke olarak bu caiz değildir. Ancak insanların ihtiyaçları dikkate alınarak genel kuraldan istisna olmak üzere caiz kabul edilmiştir.
FIKIH: Sözlükte bilmek anlamak, bir şeyi izan ile şuurlu bir şekilde kavramak, onun esasına vakıf olmak demektir. Istılahi tarifi ise şöyledir: İnsanın amel yönüyle lehine ve aleyhine olan şeri hükümleri bir meleke halindebilmesidir.
CAİZ\CEVAZ: Yapılması şeran yasak olmayanşeydir.
İBAHA\MÜBAH: Allah Teala’ nın nazarında yapılıp yapılmaması eşit olan fiil. Herhangi bir helal olan yemeği yemek ya da yememek gibi.
AKİT: Nikâh, hibe, vasiyet, alış- veriş gibi şeri bir muameleyi iki tarafın intizam ve taahhüt etmeleridir ki icab ve kabulün birbirine bağlanmasından ibarettir. META\MEBİ: Satılan, akde asıl konu olan şey.
FAİZ : Bir ödünç borç karşılığında alınan fazla nema, fazla miktar. Buna “riba” da nedir.
HİBE: Bir malı bir kimseye bedelsiz olarak derhal temlik etme.
İVAZ: Sözlükte “karşılık, bedel” mânasına gelir. Fıkıhta ise, iki tarafa borç yükleyen akidlerde hem akdin konusunu hem de ona karşılık ödenecek bedeli ifade eder
KAPALILIK\MEÇHULİYET\ĞARAR: Akit konusu olan meta hakkında bilinmezlik, belirsizlik.
HELAL: Kuran ve sünnette yapılması kesin ve bağlayıcı bir ifade ve üslupla yasaklanmamış fiil.
HARAM: Kuran ve sünnette yapılması kesin ve bağlayıcı bir ifade ve üslupla yasaklanmış fiil.
RIZA BEYANI: Akit esnasında tarafların baskı altında olmadan akde konu ticari durumu kabul ettiklerini bizzat veya vekâleten beyan etmeleri.
ZULÜM: Ticarette yersiz artış ve şartlar altında akde taraf birinin ezilmesi.
ADALET: Ticarette şartların yerli yerinde olması.
PROSOSYAL: Toplum yanlısı, toplum yararına yapılan faaliyet.
ĞAYB: Bilinmeyen. Akit esnasında alıcı veya satıcının üzerinde ticaret yapacağı malın olmaması.
VEDİA AKDİ: Bir kimseye koruması için bir malın emanet edilmesi adına bedel karşılığında veya bedelsiz yapılan akit.
İSTİSNA’ AKDİ: Nakit ihtiyacından ötürü henüz üretilmemiş ürünü peşin ya da vadeli bedelle satmak.
SELEM AKDİ: Nakit ihtiyacından ötürü henüz üretilmemiş standart bir malı (hububat, bakliyat, un, kağıt, demir, çimento vs.) ileri bir vadede teslim etmek üzere peşin bedelle satmak.
KARZ-I HASEN: Faizsiz bir borç işlemidir.100 TL borç verip bir ay sonra 100 TL almak gibi.
İVAZLI HİBE: Bir malın bedelsiz olarak bir başkasına temlik edilmesi olan hibenin, herhangi bir karşılık veya şart ileri sürerek yapılmasıdır.