İçeriğe geç

Kediyi öpersek ne olur ?

Kediyi öpersek ne olur? İzmir sokaklarında başlayan gereksiz ama çok insani bir merak

İzmir’de yaşayınca insanın kafası biraz rahat oluyor gibi anlatırlar ya… Evet deniz var, rüzgâr var, martı var ama bir de sokak kedisi var. Aslında “var” kelimesi burada zayıf kalır; resmen şehirle anlaşma imzalamış gibiler. Kordon’da yürürken bir banka oturuyorsun, çantayı açıyorsun ve o an sanki görünmez bir alarm çalıyor: üç kedi, birden bire hayatına giriş yapıyor.

Geçen gün yine böyle bir anda aklımdan şu geçti: Kediyi öpersek ne olur?

Bunu yüksek sesle söyleyince yanımdaki arkadaş direkt döndü:

“Sen niye böyle şeyler düşünüyorsun ya?”

Haklı aslında. Ama insan bazen düşünmeden edemiyor. Özellikle de o kedi sana yarım metre mesafeden “ben buranın sahibiyim” bakışı atıyorsa…

O an: Kediyle göz göze gelme ve gereksiz cesaret hissi

Herkese merhaba! Bugün Ihtiyacevim olarak sizlere “Kediyi öpersek ne olur” hakkında rehber niteliğinde bir yazı sunuyoruz.

Şimdi dürüst olalım. Kediye bakıp “çok tatlı” dedikten sonra içten içe yükselen o his var ya… Hani sanki dünya barışını sağlayacakmışsın gibi bir özgüven geliyor. İşte o an tehlikeli.

Kedi sana bakıyor.

Sen kediye bakıyorsun.

İç ses:

“Bir kerecik öpsem ne olur ki?”

İşte bu cümle insanlığın birçok küçük kaosunun başlangıcı olabilir.

Kediyi öpme fikrinin ortaya çıkışı

Bu fikir genelde mantıkla değil, duyguyla geliyor. Çünkü kedi dediğin şey; minik, tüylü, sıcak ve bazen de aşırı umursamaz. İnsan beyni de bunu görünce şunu diyor:

“Bu canlıyı sevmek yetmez, fiziksel temas şart.”

Ve sonra soru geliyor: Kediyi öpersek ne olur?

Cevap aslında üç aşamalı bir deney gibi.

Birinci aşama: Kedinin tepkisi (spoiler: tamamen kendi isteğine bağlı)

Kedilerle ilgili en komik gerçek şu: Onların hiçbir davranışı garanti değil.

Mesela aynı kedi:

– Sabah seni sevdirir

– Öğlen görmezden gelir

– Akşam sana savaş ilan edebilir

Dolayısıyla öpme girişiminin sonucu da tamamen ruh haline bağlı.

Senaryo 1: “Ben sana yaklaşırım ama sen kimsin?” kedi modu

Yaklaşıyorsun. Hafif eğiliyorsun. Tam o an kedi başını çeviriyor.

İç ses:

“Tamam tamam, mesaj alındı. Kişisel algılamıyorum.”

Bu durumda öpücük havada kalıyor ve sen hayatına küçük bir reddedilme travması ekliyorsun.

Senaryo 2: “Tamam ama kısa tut” kedi modu

Bu nadir bir seviye. Kedi sana izin veriyor gibi.

Bir saniyelik bir temas… sonra bakış:

“Abartma.”

İşte bu an, Kediyi öpersek ne olur? sorusunun en masum cevabı: hiçbir şey… ama içinde garip bir mutluluk kalır.

İkinci aşama: İnsan tarafı (asıl kaos burada başlıyor)

Şimdi dürüst olalım, en büyük risk kedide değil.

Bizde.

Arkadaş ortamında biri bunu yapınca sahne şöyle olur:

– “Abi sen kediyi öptün mü?”

– “Ya bir kere değdi sadece…”

– “Hangi cesaret bu?”

Ve sonra herkes kendi hayatını sorgulamaya başlar.

Benim başıma geldi. Bir arkadaşım Kordon’da bir kediyi öptü (evet gerçekten yaptı). Biz de izliyoruz. Kedi hiçbir şey olmamış gibi yürüyüp gitti. Arkadaş ise döndü ve dedi ki:

“Bence beni anladı.”

Hepimiz sustuk. Çünkü bazı cümlelerin tartışması olmaz.

Mini krizler: alerji, tüy ve vicdan üçgeni

Kediyi öptükten sonra üç ihtimal var:

1. Tüy ağzına gelir

2. Hapşırırsın

3. “Ben ne yaptım?” diye düşünürsün

Bu üçü bazen aynı anda da olabilir. Özellikle sokak kedilerinde.

Ve sonra iç ses tekrar devreye girer:

“Bu sevgi miydi, yoksa spontane bir hata mı?”

Buna da Göz Atın: Kedirgen otu nedir ?

Üçüncü aşama: Kedi psikolojisi (bizim asla tam anlayamayacağımız alan)

Kediler insanların yaptığı şeyleri çok farklı algılıyor olabilir. Çünkü onların dünyası şöyle:

– Güneş var mı?

– Mama var mı?

– İnsan bana bakıyor mu ama fazla değil mi?

Bir kedi için öpülmek ne demek bilmiyoruz. Belki:

“Bu insan neden yüzünü bana yaklaştırıyor?”

diye düşünüyorlar.

Ya da daha basiti:

“Beni yine garip sevme şekilleriyle rahatsız ediyorlar.”

İzmir’de sokak kedileri bu konuda özellikle tecrübeli. Onlar artık insan davranışlarını çözmüş gibi. Yaklaşırsan kaçmıyorlar ama “fazla ileri gitme” sınırını da net çiziyorlar.

Kordon’da felsefi bir kedi öpme anı

Bir akşamüstüydü. Güneş batıyor, deniz hafif dalgalı, insanlar yürüyüşte. Bir kedi banka uzanmış. Yanına oturdum.

Arkadaşım:

“Dokunma, bak sadece izle.”

Ben:

“Sadece bakmak yetmiyor bazen.”

Kedi gözünü açtı.

Ve o an iç sesim:

“Şu an öpersen hayatın tamamen değişebilir ama nasıl değişeceğini bilmiyoruz.”

Yapmadım.

Çünkü bazı soruların cevabı eylem değil, düşünce olarak daha güvenli.

Kediyi öpme fikrinin sosyal etkisi

Birine “kediyi öptüm” dediğinde genelde üç tepki alırsın:

– Şok

– Kahkaha

– Hafif geri çekilme

Çünkü bu bilgi insan beyninde “gereksiz risk” kategorisine girer.

Ama aynı zamanda garip bir şekilde samimidir de.

İnsanlar aslında şunu düşünüyor:

“Ben de yapmak istiyorum ama yapmam.”

İç çatışma: sevgi mi, sınır ihlali mi?

İşin felsefi tarafı burada başlıyor.

Kediyi öpmek bir sevgi göstergesi mi, yoksa “benim sevme biçimim biraz fazla mı ilerledi?” sorusu mu?

İçimde iki kişi konuşuyor:

Rasyonel olan:

“Dokunmadan da sevebilirsin.”

Duygusal olan:

“Ama o çok tatlı…”

Ve İzmir sıcağında bu tartışma daha da uzuyor.

Sonuç gibi değil ama devam eden bir düşünce

Şunu fark ediyorum: Kediyi öpersek ne olur? sorusu aslında bir sonuç sorusu değil.

Daha çok bir “insanlık testi”.

Ne kadar ileri gidebiliriz? Ne kadarını içgüdüyle yaparız? Ne kadarını durdururuz?

Bazen hiçbir şey olmaz.

Bazen kedi gider.

Bazen sen gülersin.

Bazen de günün geri kalanında “ben bunu niye yaptım?” diye düşünürsün.

Ama İzmir’de bir gün daha bitmiş olur. Deniz aynı yerinde kalır. Kediler kendi planlarını yapar. Biz de kendi küçük tuhaflıklarımızla yaşamaya devam ederiz.

Bu yazımızda “Kediyi öpersek ne olur” konusunu tüm detaylarıyla ele aldık. Ihtiyacevim sayfamızı takip etmeye devam edin!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://caglasin.com.tr https://laha.com.tr https://ipu.com.tr Sitemap
vdcasino giriş