Öğrenci İç Paydaş Mıdır?
Herkese merhaba! Bugün okullar, üniversiteler ve tabii ki öğrenciler üzerine biraz kafa yoracağım. “Öğrenci iç paydaş mıdır?” sorusuna gelmeden önce, bu terimi ilk duyduğumda nasıl bir kafa karışıklığı yaşadığımı anlatmalıyım. “İç paydaş” ne demek? Bu, içinde olduğumuz kurumla ilgili bizim de bir payımız olduğu anlamına mı geliyor? Yoksa sadece sınav haftası gelip “biraz daha anlayışlı olsanız” diye bağıran biri miyiz? Şimdi bu soruyu ciddiye alalım ama tabii ki biraz da eğlenceli bir şekilde.
İç Paydaş: Duyduğumda İlk Ne Geldi Aklıma?
İç paydaş dedikleri zaman, hep böyle organizasyonun içinde çalışan, şirketin üst kademelerinden biri gibi bir figür canlanıyordu gözümde. “Bize sormadan karar alıyorsunuz, siz iç paydaşsınız, biz dış paydaş!” dedim kendi kendime, iş yerimdeki toplantılardan birinde. Ama bir bakıyorum, işte o meşhur öğrenci, her dersin öncesinde “öğrenci iç paydaş mıdır?” sorusuyla kafasında bir soru işareti taşırken, aslında biz de iç paydaş olabilir miyiz?
Öğrenciler aslında bu iç paydaşlık kavramını çok ciddiye almıyor olabilir. “E hoca da iç paydaş, okul da” diye düşünürken, belki de paydaşlık biz öğrenciler için oldukça karmaşık bir şey. Öğrencinin sınıfta, kantinde ya da kütüphanede olma durumu, iç paydaş olma durumundan farklı mı? Çeşitli derslere giren bir öğrenci olarak da buna “Evet, tabii ki iç paydaşım” diyebilir miyiz? Düşünün bir kere: Her derste de değil ama bazen dersin içine girdiğinde bir iç paydaş gibi hissetmek var!
Öğrenci İç Paydaş Mıdır? Bir Çoğunluğun Yalnızca “Bunu Kimse Bilmiyor” Tepkisi
Bir arkadaşım var, adı Burak. O, sürekli “Öğrenciyiz, paydaş mıyız?” diye soruyor ama ben de ona “Burak, sen kendi paydaşlık kavramını bir anlat, ondan sonra iç paydaşlık üzerine de konuşalım” diyordum. Ama işler her zaman bizim gibi değil, bazen de sahadaki gerçekleri anlatmak lazım. Her sınav dönemi “Güzel bir proje aldım, heyecanla yapıyorum” dediğinde aslında ne kadar paydaş olduğumuzu daha çok hissediyoruz.
Bir diğer arkadaşım Zeynep de bu konuda oldukça derin bir düşünceye sahip. “Bize niye projeleri çoğunlukla, ‘proje bitti, gözden geçirin’ diye veriyorlar?” diye sormuştu bir gün. “E çünkü biz de iç paydaşız ve biz içeriği tamamlıyoruz,” demiştim. Kendisinin o anda aklında beliren “paydaş” düşüncesi oldukça karmaşıktı.
Öğrenciler aslında doğru düzgün düşünüp, iç paydaş mıyız, değil miyiz diye sorgulamadıkları için zaten dışarıda bir şeyleri yapmak çok zor. Ama eğitim sürecindeki değişiklikler, öğrenci katılımı ve katkısı, bizleri “iç paydaş” yapar mı? Belki bir nevi evet, belki de hayır… (Bundan sonrası tüyler ürpertici bir müzik eşliğinde!)
Eğitimde Öğrencinin Paydaşlık Rolü
Evet, eğitimde bir öğrencinin rolü “paydaş” olmayı gerektiriyor olabilir. Mesela, okulda bir değişiklik yapılacaksa, öğrenci bu sürecin bir parçası olmalı. Öğrencinin geri bildirimleri, yapılan anketlerde yer alan düşünceler, okuldaki yönetimin kararlarını etkilemede etkili olabilir. Öğrencinin, akademik takvimdeki değişiklikleri ve ders programlarını nasıl karşıladığı da iç paydaşlık görevini bir şekilde gösteriyor.
Hadi gelin, şöyle bir senaryo kuralım:
“Bir sabah hoca sınıfa giriyor ve diyor ki: ‘Ders saatlerinde değişiklik yapacağız, bundan sonra cuma akşamları da ders olacak.’ Öğrenciler sırayla suratlarını asıyor, kafalarına yatmıyor, hala alışamadıkları 9’a kadar olan ders saatleri yavaş yavaş onlara yerleşmeye başlıyor. Yani işin özü, öğrenci, ders programındaki bu değişiklikle birlikte bir şekilde ‘paydaşlık’ hissediyor, ne de olsa bu değişiklik onun zamanını da etkiliyor.”
Ama işin eğlenceli kısmı burada! Gerçekten öğrenciler bu durumda iç paydaş olarak hissediyorlar mı? Kafamızda sadece “Bu değişiklik niye yapıldı?” gibi sorularla, iç paydaşlık rolünü anca tartışıyoruz. Yani bir nevi “iç” olsak da dışta kalıyoruz. Okul yönetimi, daha “bizim için ne faydalı olur?” diye düşünse de, çoğu zaman biz dışarıdan bakıyoruz.
İç Paydaşlıkla İlgili Günlük Hayattan Komik Bir Sahnede İç Paydaş Olmak
Bir okulda, tıpkı her hafta sonu yapılan bir kütüphane gezisi gibi, iç paydaşlık da biraz pratikle ilgili. Bir gün okulun panosunda şöyle bir yazı gördüm: “Öğrenci geri bildirimleri alınacaktır, katılın.” Hemen Zeynep’i aradım: “Yani biz de iç paydaşız diye mi geri bildirim vereceğiz?” Zeynep de bir kahkaha attı. “Tabii ki! Geri bildirim vermek iç paydaşlık işidir.” Ama bakın, bir okulda paydaş olmak öyle kolay değil. Bazen bir öğretmen, “Evet, geri bildirim aldık ama öğrenciler o kadar çok şey söylüyor ki…” diyebiliyor. O an, biz öğrenci olarak tam da iç paydaşlık görevimizi yerine getirmiş oluyoruz. Ama gerçek şu ki: Gerçekten iç paydaş mıyız?
Sonuç: Öğrenci İç Paydaş Mıdır?
Sonuç olarak, öğrenci iç paydaş mıdır sorusuna net bir yanıt vermek zor. Okul sisteminin bu yapısında, öğrencinin gerçekten iç paydaş olup olmadığı, nasıl bir eğitim politikası izlendiğine ve okuldaki karar alma süreçlerine nasıl dahil olduğuna bağlı. Belki de bizler, sadece duygusal ve akademik katılımla “paydaş” sayılırken, çoğu zaman bu tanım dışı kalıyoruz. Ancak net olan bir şey var ki, biz öğrenciler de bir şekilde bu sürecin parçasıyız, ister istemez. İç paydaş olmasak da, sınavlarda, projelerde ve derste her şeyin ortasında bir şekilde yer alıyoruz.
Sizce, iç paydaş olmasak bile, hiç değilse arada bir “paydaş” gibi hissetmek hakkımız değil mi?